Sandıkta Değil, Öğretmenlerin Yürüyüşündedir
Irak Türkmenlerinin siyasi mücadelesi çoğu zaman yanlış bir yerden başlatılır. Partilerden, bildirilerden, kongrelerden söz edilir. Oysa meseleye biraz yakından bakıldığında, Türkmen siyasetinin ilk adımı bir parti kararıyla değil, bir vicdan yürüyüşüyle atılmıştır.
Bu gerçeği en berrak biçimde ortaya koyan metinlerden biri, Habib Hürmüzlü’nün, bir gazetecinin hatıratını esas alan “Müzekkerat-ı Sûhifi Türkmenî” çalışmasıdır.
Bu hatıratta anlatılan hadise, bugün dönüp baktığımızda sadece bir eğitim meselesi değil; Türkmen siyasi bilincinin doğduğu eşiktir.
1959 sonrasında Türkmen toplumu ağır bir baskı sürecine girmişti. Dil yasaklanıyor, kültür bastırılıyor, kimlik görünmez kılınıyordu. Bu baskıya ilk örgütlü tepkiyi verenler siyasetçiler değil, Türkmen öğretmenler oldu. Çünkü devletin en sert müdahalesi, önce okula ve dile yönelmişti.
Türkmen öğretmenler, yaşananları yerinde anlatmak ve itirazlarını doğrudan iletmek üzere Kasım’a gitme kararı aldılar. Bu, sıradan bir dilekçe teslimi değildi. Bu bir meydan okumaydı. “Biz buradayız” deme cesaretiydi.
Dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Bu hareket gizli değildi, silahlı değildi, örgüt tabelası taşımıyordu. Ama son derece siyasiydi. Çünkü doğrudan iktidarın merkezine yönelmişti ve bir halk adına konuşuyordu.
İşte bu yüzden, Türkmenlerin ilk siyasi hareketi ne daha sonra kurulan derneklerdir ne de partilerdir. İlk siyasi hareket, öğretmenlerin Kasım’a gidişidir. Devlete verilen ilk açık, kolektif ve bilinçli cevaptır.
Bugün Türkmen siyaseti konuşulurken bu eşik unutuluyorsa, mesele eksik okunuyor demektir. Çünkü o gün öğretmenlerin attığı adım, sonraki yıllarda yaşanacak bütün kırılmaların, bedellerin ve mücadelelerin öncüsüdür. Her Türkmen siyaseti, kürsüden değil; kara tahtanın başından doğmuştur.
Yorum Yazın