Tarih Bazen Kapanmaz
Üzerine imza atılır, haritalar çizilir, kararlar alınır ama mesele kapanmaz. Musul meselesi de onlardan biridir. Resmî belgelerde bitmiş gibi gösterilir, siyasi dosyalarda raflara kaldırılır, ama halkların hafızasında yaşamaya devam eder. Çünkü bazı meseleler hukuken kapanır, tarihsel olarak kapanmaz.
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı yenildi denir; ama Türk milleti teslim olmadı. Mondros’tan sonra İstanbul da, Musul da, diğer Osmanlı toprakları da işgal edildi. Musul’un işgali askerî bir zorunluluk değildi. Bu, açık bir petrol hesabıydı. İngiltere için Musul, savaşın değil, geleceğin yatırımıydı. Bu yüzden Musul, Lozan’da sıradan bir sınır tartışması olmadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurulduğu bir dönemde, bir yanda yorgun ama dirençli bir millet, öte yanda dünyanın en güçlü imparatorluğu vardı. Masadaki konu sınır değildi sadece; egemenlikti, iradeydi, gelecek tasavvuruydu.
Bugün hâlâ sıkça tekrarlanan bir yanlış var: “Musul zaten elde tutulamazdı.” Hayır. Musul savunuldu. TBMM’de günlerce tartışıldı; Meclis zabıtlarında Musul’un Anadolu’nun uzantısı olduğu açıkça dile getirildi. Ama mesele askerî değil, uluslararası baskı ve çıkar meselesiydi. Asıl mesele şudur: Musul sadece bir vilayet değildi. Musul, Kerkük’ün anahtarıydı. Ve Kerkük, petrolün olduğu kadar Türkmen varlığının da merkezidir. Bu bağ koparıldığında sadece toprak değil, bir toplumsal denge de parçalandı.
Bugün Kerkük’te yaşananlar, demografik müdahaleler, siyasi dışlanmışlık, kimliksizleştirme çabaları, hepsi Musul meselesinin devamıdır. Bu yaşananlar tesadüf değildir. Tarihte ertelenen dosyalar,zamanı gelince farklı biçimlerde önümüze çıkar. Bu nedenle Musul dosyası kapanmadı. Sadece ertelendi. Sorun çözülmedi, zamana yayıldı. Bedelini ise haritalarda değil, hayatlarda görüyoruz. Türkmenler bu hikâyenin dipnotu değildir. Merkezindedir.
Ama ne yazık ki uzun yıllar boyunca ya susturuldular ya da başkalarının diliyle anlatıldılar. Bu sessizlik, bilinçli bir tercihti. Artık mesele geçmişe ağıt yakmak değil. Mesele, yanlış anlatılmış bir tarihi doğru yerine koymaktır. Çünkü tarih yanlış yazıldığında, gelecek de yanlış kurulur. Musul kaybedilmiş bir toprak değil, zorla koparılmış bir hafızadır. Ve bugün Kerkük’te konuşulan her cümle, dün Musul’da susturulan seslerin gecikmiş devamıdır.
Yorum Yazın