Telafer’in Güvenlik Dosyası Değil, İnsani Hafızası
Telafer denildiğinde uzun yıllardır aynı kelimeler dolaşıma sokuluyor: terör, çatışma, güvenlik, DEAŞ, operasyon…
Oysa bu kelimeler, yaşanan felaketin ancak dış kabuğunu anlatıyor. Telafer’de asıl yıkım, haritalarda değil; evlerin içinde, ailelerin dağılmasında, bir halkın muhacirliğe zorlanmasında yaşandı.
Bu yüzden Telafer’i yalnızca raporlarla, istatistiklerle ya da güvenlik analizleriyle okumak eksiktir. Çünkü rakamlar ölçeği gösterir; acıya tanıklık etmez.
Mahir Nakip’in Muhacir Kuşlar – Telafer’den Biyografik Hikâyeler adlı eseri, tam da bu eksikliği tamamlayan bir çalışmadır. Kitap, 2003 sonrası Telafer Türkmenlerinin yaşadıklarını akademik bir mesafeyle değil; hayatın içinden, yaşanmış hikâyeler üzerinden anlatır. Göçü romantikleştirmez, muhacirliği kutsamaz. Aksine, zorunlu kopuşun bir halk üzerinde nasıl kalıcı bir yara açtığını gözler önüne serer.
Bu hikâyelerde kahramanlık yoktur; hayatta kalma çabası vardır. Güçlü aşiret bağlarının nasıl çözüldüğünü, aile yapısının nasıl dağıldığını, insanların doğdukları topraklardan koparılarak bilinmezliğe savrulduğunu görürüz. Terör örgütleri ise bu anlatının merkezinde değil; bu yıkımı mümkün kılan araçlar olarak durur.
Muhacir Kuşlar, Telafer’in “güvenlik dosyası” değil, insani hafızasıdır. Bu yönüyle eser, Telafer meselesini siyasetin gürültüsünden çıkarıp vicdanın sessiz alanına taşır. Bugün Telafer’i gerçekten anlamak isteyen herkes için bu kitap, bir tamamlayıcı değil; zorunlu bir duraktır.
Yorum Yazın