Türk dünyasının son yıllarda ortaya koyduğu en önemli başarı hikâyelerinden biri hiç şüphesiz Azerbaycan'ın bağımsızlığını güçlendirme ve Karabağ zaferiyle taçlandırdığı milli diriliş sürecidir. Bu sürecin temelinde ise yalnızca ekonomik güç, enerji kaynakları veya stratejik konum değil; güçlü bir devlet iradesi, milli şuur ve vatan sevgisiyle yetişmiş bir ordunun varlığı bulunmaktadır.
15 Haziran Milli Kurtuluş Günü vesilesiyle İstanbul Maslak'ta bulunan Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi'nde (TÜRK-DEGS) düzenlenen konferans, bu tarihi süreci yeniden değerlendirmek açısından önemli bir fırsat sundu. Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı'nın başkanlığındaki merkezde gerçekleştirilen etkinlikte, Azerbaycan Emekli Albayı ve TÜRK-DEGS Kafkasya Güvenlik Uzmanı Akif Qasımov, "15 Haziran Milli Kurtuluş Günü ve Modern Azerbaycan Ordusunun Kuruluşunda Milli Lider Haydar Aliyev'in Tarihi Rolü" başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Konferansta söz alan Avrasya Federasyonu Başkanı İsmail Cengiz, Türkiye Sanayici İşadamları Derneği Başkanı İsmail Aktaş, Osmanlı Turan Federasyonu Başkanı Serhat Şahin, Eyüp Ertal ve Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türk dünyasının ortak geleceğine dair önemli mesajlar verdiler.
Özellikle Avrasya Federasyonu Başkanı İsmail Cengiz'in şu tespiti dikkat çekiciydi:
"Bir ülkenin sahip olduğu doğal kaynaklar, madenler veya jeopolitik avantajlar tek başına yeterli değildir. Bunları koruyacak olan milli şuurla yetişmiş askerlerden oluşan güçlü bir ordudur."
Aslında Karabağ'da yaşananlar da bu gerçeğin en somut örneğidir. Azerbaycan, yalnızca silah gücüyle değil; millet-devlet-ordu bütünleşmesini sağlayarak işgal altındaki topraklarını özgürlüğüne kavuşturmuştur.
Programın en dikkat çekici değerlendirmesi ise ev sahibi sıfatıyla konuşan Prof. Dr. Cihat Yaycı'dan geldi.
Yıllardır dillerden düşmeyen "Tek Millet, İki Devlet" söyleminin artık yeni bir aşamaya evrilmesi gerektiğini belirten Yaycı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:
"Artık Tek Millet, İki Devlet değil; Tek Millet, Tek Devlet ve Tek Ordu anlayışını konuşmamız gerekiyor."
Bu ifade ilk bakışta sembolik gibi görünse de aslında Türk dünyasının güvenlik perspektifine dair önemli bir vizyon ortaya koyuyor. Çünkü Türkiye'nin güvenliği Bakü'den, Azerbaycan'ın güvenliği ise Ankara'dan başlamaktadır. Karabağ'da verilen mücadele de, 15 Temmuz'da ortaya konulan dayanışma da bunun en açık göstergeleridir.
Konuşmasında Türk Devletleri Teşkilatı'na da değinen Yaycı, bazı Türk Cumhuriyetlerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde büyükelçilik açmalarını eleştirerek bunun kardeşlik hukukuyla bağdaşmadığını ifade etti. Özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti konusunda Azerbaycan'ın ortaya koyduğu desteğin, diğer Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri tarafından da gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Bugün Türk dünyasının önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Siyasi, ekonomik ve kültürel iş birlikleri elbette önemlidir. Ancak bunların sürdürülebilir olması için ortak güvenlik anlayışının güçlenmesi şarttır.
Azerbaycan'ın Milli Kurtuluş Günü bize bir kez daha göstermiştir ki; millet olmanın bedeli birliktir, devlet olmanın gücü kararlılıktır ve bağımsızlığın teminatı ise güçlü bir ordudur.
Belki de bu yüzden artık yeni bir dönemin sloganı şu olmalıdır:
Tek Millet...
Tek Devlet...
Tek Ordu...
Yorum Yazın