ABD’nin Venezuela saldırı hazırlığı ve 3 Ocak operasyonu
ABD, Venezuela saldırı hazırlığını bir gün de yapmadı elbette. Adım adım ve göstere göstere hazırlıklarını tamamladı ve 3 Ocak günü de operasyonu gerçekleştirdi.
Venezüella'nın Türkiye Büyükelçisi 24 Ocak 2019’da verdiği X mesajında Venezuela’da “sosyal çatışma ortamı oluştursun diye dış mihraklarca finanse edilen bazı grupların, çapulcuların var olduğunu” söyleyerek aslında hazırlığın ilk işaretini vermişti.
En son müdahalenin kaçınılmaz olduğu ise 2025 yılı Ekim, Kasım aylarında belli olmuştu.
ABD; Yabancı Terörist Örgütler (FTO) listesine aldığı “Cartel de los Soles” suç örgütünü, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ve üst düzey yetkililerin yönettiğini iddia etmesi, Maduro’nun da böyle bir örgütün olmadığını söyleyerek, ülkeye müdahale etmek için ABD’nin bahane aradığını belirtmesi müdahalenin artık kaçınılmaz olduğunu iki ay önce ortaya koymuştu. İşte bu açıklama sonrası ABD, "uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele" gerekçesiyle dünyanın en büyük uçak gemisi “USS Gerald R. Ford” ile amfibi saldırı grubunu ve nükleer güçle çalışan denizaltı gemisini Latin Amerika bölgesine göndermişti. Ayrıca çok sayıda güdümlü füze destroyeri de Venezuela karasularındaki yerini almıştı.
Sonra Ahmet Yeşiltepe’nin X hesabında açıkladığı gibi; “ABD, Karayipler bölgesine tahminen 15.000 asker yığdı. Yirmi yıldır kapalı olan Porto Riko’daki Roosevelt Roads Deniz Üssü, F-35 hayalet savaş uçaklarının konuşlandırılması da dahil olmak üzere ileri hava operasyonlarını desteklemek için yeniden faaliyete geçirildi. Dominik’te ABD donanmasına bağlı güçler tahkim edildi. Bunlar daha sonra Güney Karayipler ve Doğu Pasifik’te küçük teknelere en az 28 saldırı düzenleyerek 100’den fazla kişiyi öldürdü. Şimdi burası önemli Kongre onayı veya herhangi bir uluslararası yasal yetki olmaksızın gerçekleştirilen bu saldırılar, yönetimin iddiasına göre çoğu #Venezuela’dan olduğu iddia edilen “uyuşturucu kaçakçılarını” hedef aldığı gerekçesiyle meşrulaştırıldı. Kamuoyuna, bu iddiaları destekleyen hiçbir kanıt sunulmadı.”
Hatırlarsanız bu filmi daha önce petrol zengini Irak’ta ve Libya’da da görmüştük. Venezuela, dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip bir ülke ve Amerika’nın da burnunun dibinde yer alıyor. İşte ABD bu operasyonu gerçekleştirerek bölgedeki petrol zengin kaynakları işleyerek, enerji ihtiyacının daha ucuz şekilde karşılamayı amaçlıyor.
Ahmet Yeşiltepe’nin X hesabında yazdığı üzere; “Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirme çabası göstermediği takdirde Venezuela’nın Çin ile ilişkilerini geliştirme olasılığıyla karşı karşıya kalacağını” ve “Venezuela’nın en büyük dış borcunun 10 milyar dolar ile Çin’e olduğunu ve ülkenin Çin’in finansmanına, altyapısına ve ihracaat pazarlarına derin bir bağlılık içinde olduğunu” gören “ABD’nin emperyal stratejisi açısından, Venezuela’ya karşı yürütülen kampanya sadece cezalandırıcı değil, aynı zamanda önleyici nitelikte ve Çin’e karşı ABD’nin gelecekteki küresel petrol arzı üzerindeki hakimiyetini güvence altına almayı amaçlamakta.” Nitekim Çin tarafı yakın zamanda Latin Amerika’ya yakın bölgeleri de içeren çatışma senaryolarını simüle ederek ABD’ye gözdağı vermişti.
Maduro, en son kaçırılmadan 12 saat önce, Çin heyetiyle görüşmüştü. Aslında Venezuela’da neler olup bittiğini Maduro’nun kendisinden anlamak için bu görüşmeyi talep eden Çin heyeti Pekin’e dönmeden Maduro ABD’nin eline geçmiş oldu.
Bakalım Çin, Rusya ve dünyanın geri kalanı “çıkarlarım için her şeyi yaparım” mesajı veren ABD’nin bu hukuk tanımaz, haydutça duruşuna nasıl cevap verecek?..
Yorum Yazın