İsmail Cengiz
İsmail Cengiz

ABD KUKLASI PJAK, PYD ve PKK İRAN’DA İÇ SAVAŞ HAZIRLIĞINDA

Yayınlanma: 05 Mart 2026

Türkiye, Suriye ve Irak’ta olduğu gibi İran’da da bazı silahlı ayrılıkçı yapıların, bölgesel gerilimleri fırsata çevirmeye çalıştığı; dış aktörlerin (İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa gibi) bölgesel rekabetlerinde “vekâlet unsurları” olarak kullanılma riskinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Bu tür yapıların dış destek arayışları, bölgede yaşayan sivilleri ve özellikle de çatışma alanlarında kalan yerel toplulukları ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakabilmektedir.

ABD’de Donald Trump’ın İran’daki bazı ayrılıkçı Kürt siyasi figürleriyle temas kurduğu iddiaları, bu tartışmaları yeniden gündeme taşımaktadır.

Ayrıca, CIA’nin İran’da iç çatışmayı tetiklemek amacıyla bazı ayrılıkçı unsurları desteklediği; Suriye ve Irak’taki PYD/PKK çizgisindeki silahlı unsurların Batı İran’a yönlendirildiğine dair bölgeden çeşitli iddialar ve değerlendirmeler paylaşılmaktadır. Naim Babüroğlu’nun değerlendirmelerinde de şu vurgu öne çıkmaktadır:

İran’ın batısında, Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi özerk bir yapı hedeflendiği; PKK’ın İran kolu PJAK’ın bu nedenle bölgede daha aktif hale geldiği ve Suriye ile Irak’tan bazı PKK mensuplarının PJAK bölgesine geçtiğine dair bilgiler bulunduğu ifade edilmektedir.

Prof. Dr. M. Akif Okur’un paylaşımlarında ise, Trump’ın bazı dini-mesiyanik söylemlerden etkilendiğine yönelik değerlendirmeler yer almakta; bu yaklaşımın İran’a yönelik sertleşen politikalara ideolojik bir zemin oluşturabileceği ileri sürülmektedir.

Cihat Yaycı’nın açıklamalarında da, Türkiye’nin doğu sınırı boyunca yeni bir kuşatma stratejisi oluşturulmak istendiği ve bu süreçte terör örgütlerinin araçsallaştırılabileceği uyarısı yapılmaktadır.

İran’ın Türkiye sınırına yakın batı bölgelerinde iç çatışmayı artırarak rejimin istikrarını zorlamayı hedefleyen planlamalarda; İran içinde etkili bir muhalif taban oluşturma amacıyla Irak’taki silahlı unsurlarla temas ve planlama iddiaları dile getirilmektedir. Bu riskleri gören Tahran yönetiminin, PJAK’a yönelik operasyonlarla erken tedbir almaya çalıştığı değerlendirilmektedir.

Türkiye’yi yakından ilgilendiren bu gelişmeler karşısında Ankara’nın hangi somut önlemleri aldığına dair kamuya açık net bir çerçeve bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin ulusal güvenliğini ilgilendiren bu tür senaryolara karşı tavizsiz bir güvenlik yaklaşımı sürdürmesi; aynı zamanda bölgedeki yerel aşiretler ve kanaat önderleriyle diyalog kanallarını güçlendirerek, dış aktörlerin vekâlet savaşlarına zemin oluşturabilecek girişimlerine karşı uyarıcı ve önleyici bir siyaset izlemesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Yorum Yazın