TÜRKÇENİN SULTANLARI
Özbekistan’da Afganistan’da, Türkiye’de çeşitli etkinliklerle yad edilen Ali Şîr Nevâî Mahdumkulu Firaki için ve Babür Şah için Dostum Vakfı tarafından İstanbul’da düzenlenen anma ve anlama etkinliğinde Türkistan coğrafyasının, Türk dünyasının üç mümtaz şahsiyetinin Türk toplumuna verdikleri hizmetleri hakkında bilgilendik ve bilgilerimizi tazeledik.
Dostum Vakfı’nın Başkanı Raile Dostum’un ve Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu’nun heyecanlı ve bilgilendirici açılış konuşmaları sonrasında; Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Dr. Aliye Yılmaz’ın yönetimindeki panelde Taşkent Üniversitesi’nden Dr. Azizullah Aral, Ali Şir Nevai’yi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hilal Şahin, Babür Şah’ı ve Dünya Türkmenleri Vakfı’ndan Dr. Nuryağdı Soyer, Mahdumkulu Firaki’yi anlattı. Tüm konuşmacılar, konularına hakimdi, verdikleri güzel örneklerle, mukayeselerle Türk dünyasının, Türk edebiyat tarihinin üç mümtaz şahsiyetin çalışmalarını değerlendirdiler.
Panel sonrası ozan Yusuf Alper’in bağlama eşliğinde davudi güzel sesinden birbirinden güzel türküler, Türkistan nağmeleri ile hem hüzünlendik hem coştuk. Bu güzel etkinlik, “Türkistan Pilavı” ikramı ile son buldu.
***
Ali Şir Nevai; “Ana dilim üzerine düşünmeye koyuldum; Türkçe’nin derinliklerine dalınca gözlerime on sekiz bin alemden daha yüksek bir alem göründü” diyerek Türkçe’nin uçsuz bucaksız zenginliğini dile getiren; yazmış olduğu onlarca eseri ile sadece Çağatay edebiyatının değil, bütün Türk edebiyatının en seçkin ve en önemli simalarından biri olarak tarihe geçmiştir.
Türkmenler hakkında yazdığı, konusunu gerçek hayattan alan, sosyal ve politik Türkçe şiirleri ile tanınan Mahdumkulu, şiirlerini sade ve anlaşılabilir, yaşadığı dönemin halk diliyle yazmıştır. En önemlisi Mahdumkulu Firaki hemen hemen tüm şiirlerinde Türkmenleri birlik ve beraberliğe, bir devlet ve bir bayrak etrafında toplanmaya davet etmiş bir halk ve Yesevi’den ilham alan bir Hakk şairidir.
Babür İmparatorluğu’nun kurucusu, soyu baba tarafından Timur’a, anne tarafından Cengiz Han’a dayanan Babür Şah’ın “Çağatay Türkçesi” ile kaleme aldığı “Babürname” adlı eseri, Türk edebiyat tarihinin nesir türündeki başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Hatt-ı Baburi denilen yazı şeklini geliştirmiş olan Babür Şah aynı zamanda Çağatay edebiyatının Ali Şir Nevai’den sonraki en büyük şairi olarak kabul edilir.
Her üç şahsiyetin ortak özelliklerinden birincisi bulundukları yerlerde Türk halklarını birlik ve beraberlik içinde olmaya davet etmeleridir. İkincisi her üç şahsiyetimizin de Çağatay Türkçesine hakim olmalarıdır. Üçüncü ve en önemli ortak özellikleri ise “Türkçe”ye, “Türk dili”ne verdikleri öncelik ve önem olmuştur. Dolayısıyla her üç şairimizi de “Türkçenin Sultanları” olarak tanımlayıp yad etmek en doğru ifade olacaktır.
Üç şairimizin de şiirlerini, eserlerini okuduğumuzda özellikle Nevai’nin yazdığı eserlerde 26 binden fazla tekrarlanmayan kelime kullanmasından dolayı başta Nevai olmak üzere her üç şairimiz eğer Hıristiyan olsalardı, eğer Batı’da yaşamış olsalardı inanın bugün her üçü de özellikle Nevai, gerçekten Shakespeare gibi dünyaca ünlü bir şahsiyet olurdu.
Arzumuz; Türkçe yazdığı eserlerle Çin’den Şam’a kadar uzanan coğrafyada Türk halklarının kültürel birlikteliğine katkı sağlayan Ali Şir Nevai, Kaşgarlı Mahmut, Yunus Emre, Babürşah, Abay, Mahdumkulu Firaki, Fuzuli gibi değerlere bütün Türk Devlet ve topluluklarındaki üniversitelerin, Kültür ve Eğitim Bakanlıklarının sahip çıkması ve dünya kamuoyuna tanıtılmasıdır.
Yorum Yazın