İsmail Cengiz
İsmail Cengiz

Türkiye, Irak Türkmenlerine Sahip Çıkmalıdır

Yayınlanma: 30 Mart 2026
Köşe Yazısı

Altınköprü Katliamı Soykırım Listesi’ne Dahil Edilmelidir

Ankara, Türkmenlerin sahibi olduğunu Bağdat’a hissettirmelidir.

Bundan 35 yıl önce, 28 Mart 1991 tarihinde, Irak’ta Türkmen şehri Altınköprü’de asırlar geçse de unutulmayacak bir katliam yaşandı. Altınköprü Katliamı, 1959 Kerkük Katliamı’nın ardından Irak Türkleri’nin tarihinde yaşanan ikinci büyük dram olarak hafızalara kazındı.

O gün, bugün Kerkük’e bağlı Altınköprü’de Saddam’ın özel birliğine mensup gözü dönmüş askerler tarafından evlerinden tek tek toplanan 107 masum Türkmen, sırf Türk oldukları için, sırf Türkiye’ye gönülden bağlı oldukları için gözleri ve elleri bağlanarak katledildi. Bu vahşet, sadece bir infaz değil; bir kimliği, bir aidiyeti, bir toplumsal hafızayı hedef alan sistematik bir insanlık suçuydu.

28 Mart 1991’de tamamen masum sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamda alenen etnik bir kıyım hedeflenmiştir. Fakat aradan geçen onca yıla rağmen bu vahşetin failleri hakkında ciddi ve tatmin edici hiçbir soruşturma açılmamış olması, sadece Irak’ın değil, uluslararası sistemin de vicdan testinde sınıfta kaldığını göstermektedir.

Bir kaplumbağa için ayağa kalkan dünyanın, çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden katledilen 107 masum Türkmen karşısında sessiz kalması, vicdanın değil çifte standardın fotoğrafıdır.

Bizim de en güçlü şekilde kınadığımız Halepçe Katliamı karşısında dünyayı ayağa kaldıran insan hakları çevrelerinin, aynı derecede ağır sonuçlar doğuran Altınköprü faciası karşısında sessiz kalması elbette tesadüf değildir. Bu sessizliğin temelinde, vahşete uğrayanların Türkmen kimliği taşıması ve Türkiye sevgisini yüreklerinde yaşatması olduğu yönündeki kanaat, maalesef günden güne daha da güçlenmektedir.

Bugüne kadar bu insanlık suçunun uluslararası hafızada gerektiği şekilde kayıt altına alınmamış olması da ayrıca düşündürücüdür. İnsan ister istemez şu soruları sormadan edemiyor: Altınköprü’de katledilenler başka bir etnik ya da dini topluluğa mensup olsaydı dünya yine bu kadar suskun kalır mıydı? Türkiye, Türkmen kardeşlerinin yanında olduğunu o gün güçlü bir şekilde hissettirmiş olsaydı Saddam bu katliama cüret edebilir miydi?

Cevap acıdır. Çünkü uluslararası ilişkilerde çoğu zaman haklı olmak yetmez; aynı zamanda kararlı olmak, görünür olmak ve caydırıcı bir irade ortaya koymak gerekir. Ne yazık ki Irak Türkmenleri uzun yıllar boyunca bu iradenin eksikliğini en ağır şekilde hisseden topluluklardan biri olmuştur.

Üstelik Saddam’ın ölümünden sonra da Türkmenlere yönelik baskılar son bulmamıştır. Türkiye sevgisini her fırsatta gösteren, kültürel aidiyetini koruyan Türkmenler, bu bağlılığın bedelini yıllarca ödemiştir. Katliamlar, saldırılar, baskılar ve yıldırma politikaları 2017 yılına kadar farklı biçimlerde devam etmiş; Türkmen kenti Kerkük üzerinde yeni fiili dayatmalar kurulmak istenmiştir.

Bugün yapılması gereken nedir?

Her şeyden önce Altınköprü Katliamı, sıradan bir tarih notu olmaktan çıkarılmalı; resmi hafızaya, diplomatik dile ve uluslararası insan hakları literatürüne güçlü biçimde taşınmalıdır.

Türkiye, Irak Türkmenlerinin sahipsiz olmadığını hem Bağdat’a hem de dünyaya açık biçimde göstermelidir.

İnsan hakları kuruluşları, Türkmenlere yönelik zulüm, baskı ve hak ihlalleri karşısında artık daha net ve daha ilkeli bir tutum almak zorundadır. Sessizlik, bu tür suçların üstünü örten en tehlikeli ortaklıktır. Türkmenlerin yaşadığı acılar yalnızca bölgesel bir mesele değil; insan hakları, kimlik hakkı ve tarihsel adalet meselesidir.

Özellikle tüm Türk dünyasının göz bebeği ve Irak Türkmenlerinin en büyük istinatgâhı olan Türkiye Cumhuriyeti, bu konuda daha hassas, daha milli ve daha cesur bir politika yürütmelidir. Ankara, diplomatik nezaketin arkasına saklanan edilgen bir çizgi yerine; koruyucu, sahiplenen ve sonuç alıcı bir tavır ortaya koymalıdır.

TBMM de tarihî sorumluluğunu hatırlamalıdır. Altınköprü Katliamı’nı kınayan, bu insanlık suçunun resmen kayda geçirilmesini sağlayan güçlü bir irade ortaya konulmalı; 35 yıl geçse de bu dram unutulmayacağı gibi, unutturulmasına da asla izin verilmemelidir.

Altınköprü’de toprağa düşenler yalnızca 107 Türkmen değil; aynı zamanda adaletin, eşitliğin ve insanlığın sınandığı bir tarihin sessiz tanıklarıdır. O yüzden bugün mesele sadece geçmişi anmak değildir. Asıl mesele, o geçmişin hesabını hafızada diri tutmak ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için siyasi, diplomatik ve vicdani sorumluluğu yerine getirmektir.

Türkiye, Irak Türkmenlerine sahip çıkmalıdır. Altınköprü Katliamı, soykırım olayları listesine dahil edilmelidir. Ankara, Türkmenlerin sahibi olduğunu Bağdat’a hissettirmelidir.

Yorum Yazın