Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde, sadece ev sahibi sıfatıyla değil, konumu ile, savunma teknolojisi alanındaki gelişimi itibariyle Türkiye “stratejik vazgeçilmez ülke” olarak ön plana çıkmıştır.
Güncellenme ihtiyacı hisseden NATO’nun gelecekteki olası tehditlere karşı, savunma alanında ortak projeler üretilmesi kararını vermesi ile, Avrupa’nın yeni savunma mimarisinde Türkiye’nin önemli rolü ortaya çıkmıştır.
Bir yorumcunun ifadesiyle NATO zirvesinde ortaya çıkan netice şu: Rusya’yı dışarıda, Amerika’yı içeride, Çin’i ise sistem içinde kontrol altında tutmak…
Anlaşılan şu ki, Rusya’nın Ukrayna’da Batı ülkeleri karşısında sürdürdüğü askeri direniş ve ambargolara rağmen sergilenen sağlam ekonomik duruştan NATO’nun tedirgin ve rahatsız olduğu ortaya çıkmıştır. Rusya’nın sistemin dışında tutulması demek, düşmanca yaklaşımın daha keskin şekilde sürdürülmesi anlamını taşımaktadır.
NATO’nun 5'nci maddesinin kalın çizgilerle tekrar vurgulanması NATO zirvesinde ortaya çıkan bir başka önemli nokta olmuştur. NATO'nun ortak savunma ilkesi olan ve müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı temeline dayanan Beşinci madde, bir müttefike yönelik saldırının tüm müttefiklere yönelik saldırı olarak görülmesini hükmetmektedir.
Yani; “Eğer böyle bir saldırı olursa Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır”.
4 Mart'ta İran'dan ateşlendiği iddia edilen ve Türk hava sahasına yöneldiği belirlenen balistik bir füzenin NATO'nun kolektif savunma ilkesi temelinde düşürülmesi olayı, NATO’nun 5. maddesini tetiklemiş ve Ankara zirvesinde de Amerika’nın ısrarı ile bu madde aktive hale getirilmiştir.
Ancak; 27 Şubat 2020'de Rusya ve Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin, Suriye'nin İdlib ilinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı tabura düzenlediği otuz dört Türk askerinin ölümüyle sonuçlanan hava saldırısı karşısında, Türkiye’nin talebine rağmen NATO, 5'nci maddeyi aktive etmeyerek çifte standart uygulamıştır.
Dolayısıyla NATO anlaşmasının 5'nci maddesinin herhangi bir ihlal sonucu uygulanacak olması, bu zirvenin önemli bir neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Zirvenin bir başka neticesi ise, sonuç bildirgesinde Rusya’nın yanı sıra İran’ın da tehdit olarak vurgulanmış olmasıdır.
Peki Endişem Ne?Endişem; 5'nci maddenin işletilerek Amerika ve Avrupa çıkarları doğrultusunda Rusya ve İran’a karşı Türkiye’nin savaşa sürüklenmeye zorlanmasıdır. Gelişmelerin bu noktaya gelmesi 3'ncü dünya savaşına yol açar. AB bunu göze alır mı, sanmıyorum.
Gelinen noktada şunu söyleyebiliriz: Yeni bir dünya kuruluyor. Dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye’nin Rusya, İran ve Çin karşısında olması isteniyor. NATO, Türkiye’yi ön cephede Rusya, Çin ve İran’a karşı kullanmak istiyor.
Türkiye ise bulunduğu konumu ve komşuluk ilişkilerinden dolayı NATO’dan bağımsız daha dengeli politika izliyor. Çünkü ne Amerika ne de AB ülkeleri hiçbir zaman güven telkin etmiyor.
Bu sebepledir ki, MHP lideri Bahçeli; Türkiye’nin kendi güvenliği ve çıkarları gereği Rusya ve Çin ile ittifak kurması gerektiğini vurgulamıştır.
Yorum Yazın