Sevmedim Ben 2025 Yılını…
Bir yıl daha bitti. Hayat ağacımızdan 365 gün daha sarardı, soldu ve düştü…
Ama sevmedim ben 2025 yılını…
Nesini seveyim ki; Siyasallaşan hukukun “yargılı” infazını mı? Her muhalifin çile çektiği, gözaltına alındığı, haksız tutuklamaların adet haline geldiği 2025 yılını neden seveyim ki?
Yaşayan ölüler haline gelen emeklilerin yaşam mücadelesi verdiği, alnının teri, elinin nasırı ile çalışan, çalıştığının karşılığını alamayanların feryadının duyulmadığı, açlık sınırının 30 bin liraya, yoksulluk sınırının 100 bin liraya dayandığı, 28 bin 75 lira ile yaşarsınız şükredin dendiği, asgari ücretin sadakaya, bayram ikramiyelerinin fitreye döndüğü 2025 yılını neden seveyim ki?
Bir yanda ağzında diş, ayağında ayakkabı olmayanlar, diğer yanda kolunda 9 milyonluk saat, ayağında 50 bin liralık ayakkabı olan güya milletin vekili olanların kol gezdiği, enflasyonun ve hayat pahalılığının hayatları kararttığı, umutları bitirdiği, çay ve simit hesabının da tutmadığı, gençlerin geleceğe dair umutsuzluğunun gözlerine yansıdığı, “daha kötüsü olmasın buna da şükür” diyerek yaşamdan yorulmuş insanların çaresizliği, toplumun daha sessiz, daha bireysel, daha içine kapanık olduğu, neredeyse her gün bir kadının öldürüldüğü, çocukların katledildiği 2025 yılını neden seveyim ki?
Hiç değilse senede bir gün her şeyi unutarak evinde veya bir mekânda ailesiyle, arkadaşlarıyla yeni yılın gelişini, yılbaşını kutlayanların linç edildiği, “pudra” şekerleriyle, cumhurreisimizin söylemiyle; “ne özeli, genel, genel…” partiler düzenleyen, siyasal İslam pazarlamacısı, güya dindar nesil elemanlarının ahlaksızlığının tavan yaptığı, 40 bin kişinin katili terörist başının önder lider olduğu, muhatap kabul edildiği, ayağına Gazi Meclis’in gönderildiği, neredeyse kahraman ilan edilip, şehitlerimizin kemiklerinin sızlatıldığı 2025 yılını neden seveyim ki? Gidişi olsun da dönüşü olmasın…
Son söz;
Her yıl yeni bir umuttur, 2026 umutlarımızın yılı olsun…
Yorumlar
Ekrem DEMİR