Pendik’te gerçekleştirilen "Pendik Tarihi ve Kültürü Sempozyumu", kentin binlerce yıllık geçmişine ışık tutan önemli bilimsel değerlendirmelere sahne oldu. Sempozyum kapsamında sunum yapan Prof. Dr. Celal Özdoğan, "Göbeklitepe bölgesinden gelen çiftçiler Pendik’te yeni bir kültürün temelini attı" dedi.
Pendik’te belediye tarafından düzenlenen "Pendik Tarihi ve Kültürü Sempozyumu", 10-11 Nisan tarihlerinde Pendik Atatürk Kültür Merkezi’nde bilim dünyasını bir araya getirdi. İstanbul’un en eski yerleşim alanlarından biri olan Pendik’in binlerce yıllık geçmişi, arkeolojik keşiflerden Osmanlı dönemine, Milli Mücadele yıllarından modern şehircilik sürecine kadar geniş bir perspektifle ele alındı.
Sempozyumda yapılan sunumlarda, Pendik’in tarihi gelişimi ve Anadolu’daki yerleşim modelleri masaya yatırılırken, özellikle bölgenin tarım ve yaşam kültürüne ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaşıldı. Bu kapsamda konuşan Prof. Dr. Celal Özdoğan Pendik’in tarihine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Özdoğan, Göbeklitepe ile Fırat ve Dicle havzasından gelen toplulukların Pendik’e ulaşarak yerel halkla kaynaştığını ve bu etkileşimin çatışma yerine yeni bir yaşam modelinin oluşmasına zemin hazırladığını ifade etti. Tarımın, bölgede mevcut olan balıkçılık ve toplayıcılıkla birleşmesiyle Anadolu’daki diğer örneklerden farklı bir ekonomik ve kültürel yapının ortaya çıktığını vurguladı.
"Göbeklitepe’den Pendik’e uzanan barışçıl buluşma: Yeni bir yaşam modeli doğdu"
Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Celal Özdoğan, "Göbeklitepe bölgesinden, Fırat ve Dicle havzasından gelen bir grup, zamanla Pendik’e ulaşıyor. Burada yaşayan yerel toplulukla kaynaşıyorlar ve aralarında herhangi bir çatışma yaşanmıyor. Aksine, bu buluşma yeni bir yaşam biçiminin başlangıcını oluşturuyor. Göbeklitepe çevresinden gelenler tarımı beraberlerinde getirirken, Pendik’te zaten balıkçılık ve bitki toplayıcılığıyla geçinen bir topluluk bulunuyor. Bu iki grubun birleşmesiyle ortaya çıkan topluluk, Anadolu’daki diğer örneklerden farklı bir model sergiliyor" dedi.
Doğayla bütünleşen kültür: Fikirtepe Kültürünün temelleri Pendik’te atıldı
Celal Özdoğan konuşmasının devamında, "Pendik’in zengin doğası, ormanları ve denizi bu yeni yaşam biçimini destekliyor. Tarımla birlikte buğday, arpa ve çavdar gibi ürünler yetiştirilmeye başlanırken; koyun, keçi, sığır ve domuz gibi hayvanlar da bölgeye getiriliyor. Bunun yanında balıkçılık, deniz kabuğu toplayıcılığı, avcılık ve yemiş toplayıcılığı da devam ediyor. Böylece karma bir ekonomik yapı gelişiyor.Bu model, Pendik’te uzun süre varlığını sürdürerek bölgenin kimliğinin bir parçası haline geliyor. İlk kez bu bölgede tanımlandığı için de literatürde ‘Fikirtepe Kültürü’ olarak adlandırılıyor. Bu kültüre dair pek çok bilgi, özellikle Pendik Höyüğü ve demiryolu çevresinde yapılan çalışmalardan elde ediliyor. Tüm bu değerli keşifler korunarak Pendik’e kazandırılması ve sergilenmesi, bölgenin tarihine ışık tutması açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.
"Pendik’in tarihiyle ilgili tartışmalara netlik kazandıracağız"
Pendik’in tarihi geçmişi üzerine yapılan tartışmaların bu sempozyumla bilimsel bir zemine oturduğunu vurgulayan Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Pendik, tarihi itibarıyla bugüne kadar hep çeşitli tartışmalara konu olmuş bir ilçemizdir. Söyleşilerde ve akademik çalışmalarda şüphelerin olduğu noktalar vardı. Bugün başlattığımız bu sempozyumla birlikte, hem kıymetli hocalarımızdan hem de yeni araştırmalardan elde edilen bilgilerle Pendik’in tarihine dair sürece netlik kazandırmış olacağız. İlk çağlardaki binlerce yıl önceki yerleşimlerden bugünün modern yönetim anlayışına kadar uzanan bu süreci bütünleştirip geleceğe aktarmayı hedefliyoruz. Bu çalışmayı ilçemiz adına bir özlem olarak görüyordum, katkı sunan tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.




Yorum Yazın