Ordulular Masası’nda Tarihi İstişare: Perşembe Yaylası İçin Net Tavır, Halkın Yanındayız!
AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Abdullah Arıdoru’nun koordinasyonunda İstanbul’daki Orduluları aynı masa etrafında buluşturan istişare toplantılarının üçüncüsü, 10 Mayıs 2026 Pazar günü Sultanbeyli’de gerçekleştirildi. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın ev sahipliğinde saat 10:00'da düzenlenen kahvaltı programına AK Parti teşkilat mensupları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum temsilcileri, Ordulu kanaat önderleri ve basın mensupları katıldı.
Bir Ordulu medya mensubu olarak hakkını açıkça teslim etmeliyiz ki; Sayın Abdullah Arıdoru, İstanbul'daki Orduluları sadece sıradan bir kahvaltı masası etrafında toplamıyor. Teşkilatını büyük bir vizyonla ve kucaklayıcı bir üslupla yöneten Arıdoru, hemşehrilerimizi "memleket hassasiyeti" ortak paydasında birleştirerek takdire şayan bir çalışmaya imza atıyor. Toplantıda katılımcılara seslenen Arıdoru da bu güçlü birlikteliğin altını çizerek, hemşehrileriyle omuz omuza "dünya liderinin partisinde siyaset yapmanın onurunu ve gururunu yaşadıklarını" dile getirdi.
Toplantının ana çerçevesinde İstanbul’daki Orduluların birlikteliği, hemşehri dayanışması, siyasi temsil gücü ve Ordu’ya dair ortak meseleler vardı. Bu muazzam organizasyonun içinde, son günlerde Ordu kamuoyunda geniş yankı uyandıran Aybastı Perşembe Yaylası’ndaki maden arama çalışmaları da uzun uzadıya polemiklere boğulmadan, kısa ama en net ve çarpıcı haliyle gündeme geldi.
Temel Başalan’dan Teşkilata İlk Uyarı: “Bilgi Sahibi Olmadan Paylaşım Yapmayın”
Toplantıda söz alan AK Parti MKYK Üyesi Temel Başalan, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlara dikkat çekti. Başalan, parti teşkilatlarına, belediye meclis üyelerine ve AK Parti mensuplarına seslenerek kamuoyunda hassasiyet oluşturan konularda bilgi sahibi olmadan fikir beyan edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Sosyal medyada yapılan olumsuz paylaşımların bilgi kirliliğini büyüttüğünü savunan Başalan, meşhur bir metafor kullanarak şunları kaydetti:
Bu açıklama bazı katılımcılar tarafından teşkilata yönelik kontrollü iletişim çağrısı olarak değerlendirilirken, bazı isimler ise Perşembe Yaylası konusunda yükselen vatandaş hassasiyetinin yalnızca sosyal medya paylaşımları üzerinden okunamayacağını dile getirdi. Çünkü bölgede yaşayan vatandaşların temel kaygısı siyasi tartışma değil; su kaynakları, yaylalar, tarım alanları, hayvancılık, turizm ve gelecek nesillere bırakılacak doğal değerlerdi.
Ersin Topcu’dan Salonda Net Çıkış: “Bu Mesele Siyaset Üstüdür”
Toplantıda söz alan Haber Vizyon Yayın Koordinatörü ve “Ersin Topcu ile A’dan Z’ye” programının yapımcısı Ersin Topcu, Perşembe Yaylası meselesinin yalnızca teknik bir ruhsat veya maden arama konusu olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Topcu, konuşmasında Perşembe Yaylası’nın Ordu için sıradan bir yayla olmadığını; aşağı havzayı besleyen su kaynaklarının merkezi, doğal güzelliği, turizm potansiyeli ve bölge insanının geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Maden karşıtlığının ideolojik bir zemine çekilmesine tepki gösteren Topcu, vatandaşın tepkisinin marjinalleştirilmemesi gerektiğini belirterek salonda şu tarihi soruyu sordu:
“AK Parti Bu Madenciliğin Neresindedir?”
Ersin Topcu, konuşmasının devamında kamuoyunda en çok merak edilen o kritik soruyu da doğrudan gündeme taşıdı. Topcu, şu çerçeveyi ortaya koydu:
Fahrettin Yahşi’den Kamuoyunu Rahatlatan Tarihi Açıklama
Ersin Topcu’nun soruları ve salonda oluşan hassasiyetin ardından söz alan AK Parti MKYK Üyesi ve Genel Başkan Vekili Yardımcısı Fahrettin Yahşi, meselenin ciddiyetine yakışır ve kamuoyunu rahatlatan çok net açıklamalarda bulundu. Yahşi, iktidar partisi olmanın her bürokratik işlemi savunmak anlamına gelmediğini ifade ederek şu tarihi sözleri kaydetti:
“Biz AK Parti olarak bu tür çatışmalı konularda taraf olmak zorunda değiliz. Yani biz madeni savunmak zorunda değiliz. Madeni savunacak olan, orada arama yapacak olan firmadır. Vatandaşın bu eyleme itiraz etmesi, hukuki süreci işletmesi engellenemez. Perşembe Yaylası, yaylanın bütünlüğüyle korunması gereken, turizm destinasyonu olan gerçekten çok kıymetli bir coğrafyadır. Yaylanın bütünlüğüne zarar verecek bir maden aramasına ben de karşıyım.
Biz AK Parti olarak vatandaşlarımızla birlikte olmak zorundayız. Bir firmanın altın madeni işletmesini ve oradan gelir elde etmesini savunmak zorunda değiliz. Bizim dönemimizde alınan her kararın isabetli olduğunu düşünmek doğru değildir. İktidar partisiyiz diye her bürokratik kararı savunmak zorunda değiliz.
Biz madenciliğin tarafında değiliz. Biz her zaman halkın tarafındayız, coğrafyamızın tarafındayız. Kimse kendisini bu konuda bir firmayı ya da madeni savunmak zorunda hissetmesin.”
Kapanışta Temel Başalan Yeniden Söz Aldı
Arıdoru'nun başarılı ev sahipliğinde ve Fahrettin Yahşi'nin bu kucaklayıcı mesajlarıyla zirveye çıkan toplantı nihayete ererken, kapanış bölümünde konu yeniden farklı bir boyuta taşındı. Temel Başalan, AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat’ın maden arama çalışmalarıyla ilgili daha önce yaptığı teknik açıklamaları gündeme getirdi. Başalan’ın, Hamarat’ın bu açıklamalarını teşkilat üyelerine “doğru bilgi” olarak dikkate alınması için referans göstermesi yeni bir tartışma başlığı oluşturdu.
Çünkü Hamarat’ın maden ruhsatları, işletme alanları ve fiili kazı oranları üzerinden yaptığı değerlendirmelerin; yöre halkının su, toprak, yayla ve turizm kaygılarını yeterince karşılamadığı Ordu kamuoyunda zaten ciddi biçimde tartışılıyordu.
Rakamlar Vatandaşın Kaygısını Gidermiyor: Fatsa Gerçeği Hafızalarda
Mustafa Hamarat’ın açıklamalarında öne çıkan oranlar, teknik olarak bir tablo sunsa da vatandaşın temel kaygısını ortadan kaldırmıyor. Mesele sadece kazılan alanın büyüklüğü değildir. Mesele, o kazının hangi su kaynağını etkileyeceği, hangi dereyi riske atacağı, hangi yaylanın doğal yapısını bozacağı meselesidir.
Ordu’da madencilik tartışması denildiğinde kamuoyunun hafızasında Fatsa örneği hâlâ canlılığını koruyor. Vatandaş, “Bugün arama deniliyor, yarın işletme aşamasına geçildiğinde ne olacak?” sorusunu sormakta haklıdır. Bu nedenle Ordu halkı, yalnızca bugünün teknik açıklamasını değil; yarının bağlayıcı güvencesini de duymak istemektedir.
Haber Vizyon Soruyor: Asıl Mesele Rakamlar mı, Memleket mi?
Haber Vizyon olarak kamuoyunun sorduğu soruları açık biçimde gündeme taşıyoruz:
- Mustafa Hamarat bu açıklamayı Ordu halkının kaygılarını gidermek için mi yaptı, yoksa maden şirketlerinin tezlerini savunmak için mi?
- Devlete sağlandığı ifade edilen ekonomik katkı anlatılırken; tarımın, hayvancılığın, turizmin, su kaynaklarının ve doğal yaşamın göreceği muhtemel zararın hesabı neden yapılmıyor?
- Ordu halkı maden karşıtı olduğu için değil; suyuna, toprağına, yaylasına ve geleceğine sahip çıktığı için ses yükseltiyor. Bu ses “algı” diyerek küçümsenebilir mi?
- Bugün Ordu kamuoyu, vekillerinden şirketlerin değil, milletin yanında net bir duruş bekliyor. Ordu’nun meselesi birkaç teknik oranla geçiştirilecek bir mesele değil; doğrudan memleket meselesidir.
Sonuç: Perşembe Yaylası Ordu’nun Değeridir, Kamuoyu Net Cevap Bekliyor
Sultanbeyli buluşması, İstanbul’daki Orduluların birlik ve beraberliğini göstermesi açısından muazzam bir program oldu. Abdullah Arıdoru'nun koordinasyonunda yapılan bu toplantılar, teşkilatın memleket hassasiyetiyle nasıl güçlü bir biçimde buluştuğunu kanıtladı. Ancak bu toplantı aynı zamanda şunu da gösterdi: Perşembe Yaylası meselesi artık birkaç teknik veriyle geçiştirilemeyecek kadar büyüktür.
İnsanlar suyuna, toprağına, doğasına ve çocuklarının geleceğine sahip çıkmak istiyor. Perşembe Yaylası maden sahası değildir; Ordu’nun turizm değeridir. Soru çok basit: Ordu’nun vekilleri, şirketlerin teknik savunmalarının mı arkasında duracak; yoksa milletin suyunun, toprağının ve geleceğinin mi yanında olacak? Kamuoyu net bir cevap beklemektedir.

Yorum Yazın