Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla gerçekleştirilen 2. İletişim Şurası’nın ikinci günü, çalışma gruplarının hazırladığı raporların sunulduğu panel oturumlarıyla devam etti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen programda stratejik iletişimden Türkiye markasına, siyasal iletişimden kamu diplomasisine, yayıncılıktan dezenformasyonla mücadeleye kadar çok sayıda başlık değerlendirildi.
İletişimin Geleceği Çok Yönlü Olarak Ele Alındı
Oturumlarda hedef kitleye uygun iletişim, veri yönetimi, yapay zeka, güvenilir habercilik, dijital egemenlik, medya okuryazarlığı ve dezenformasyonla mücadele öne çıkan konular arasında yer aldı.
Stratejik, Siyasal ve Kamu Odaklı İletişim
Panel programı, “Stratejik, Siyasal ve Kamu Odaklı İletişim” başlıklı oturumla başladı. İlk oturumda stratejik iletişim, Türkiye markası, siyasal iletişim ve kamu diplomasisine ilişkin çalışma grubu raporları paylaşıldı.
Hedef Kitleye Özel Mesajlar Öne Çıkıyor
İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, Stratejik İletişim Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, iletişim mesajlarının hedef kitlenin özelliklerine göre hazırlanmasının önemini anlattı.
Dijital platformlarda kullanılan algoritmaların insanların beğenileri, ilgi alanları ve takip alışkanlıklarına göre bireyselleştirilmiş içerikler sunduğunu belirten Yiğitbaşı, geleneksel medyada geniş kitlelere yöneltilen tek tip mesaj anlayışından uzaklaşıldığını ifade etti.
“Artık bireysel mesajlar çağındayız.”
Hedef kitlenin hangi grup olduğu belirlenerek mesajların çeşitlendirilmesi ve bu kitleye uygun biçimde inşa edilmesi gerektiği vurgulandı.
Stratejik iletişimin devlet güvenliği ve ulusal çıkarlarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Yiğitbaşı, dezenformasyonla mücadelenin bir milli güvenlik meselesi olduğunu kaydetti.
Bu mücadelede devlet kurumları, medya kuruluşları ve sivil toplum arasında kurulacak işbirliğinin önemine işaret eden Yiğitbaşı, Türkiye’nin kritik konumu nedeniyle toplumun devlet kurumlarına güveninin esas olduğunu dile getirdi.
Yiğitbaşı, devlet kurumlarının alternatifi bulunmadığını belirterek hedef kitlelere gerçeğin, doğru anlatının ve Türkiye’nin hikayelerinin etkili biçimde ulaştırılması gerektiğini ifade etti.
“Büyük Potansiyeli Ortaya Çıkarmak İstiyoruz”
Markalaşma ve Türkiye Markası Çalışma Grubu adına konuşan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye markasının güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Türkiye markasını oluşturan temel değerlerin ve ortak anlatının yeniden tanımlanması gerektiğini ifade eden Küçükerdoğan, amaçlarının yeni bir marka oluşturmak olmadığını, mevcut güçlü yapının sahip olduğu potansiyeli daha görünür hale getirmek olduğunu belirtti.
Türkiye Markası İçin Önerilen Model
- Asimetrik ve ezber bozan bir yaklaşım benimsenmesi,
- İç ve dış konsorsiyumun sağlanması,
- Ülke markası farkındalığının geniş bir alana yayılması,
- Toplumun gönüllü marka elçiliğini benimsemesi,
- Türkiye markasına yönelik aidiyet duygusunun geliştirilmesi.
Dijitalleşmenin Sunduğu Fırsatlar ve Riskler
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, Gelenekselden Dijitale Siyasal İletişim Çalışma Grubu adına yaptığı konuşmada dijitalleşme ve yapay zeka teknolojilerinin yaşamın her alanında köklü değişimler meydana getirdiğini anlattı.
Ağ toplumunun ve dijital platformların sunduğu etkileşim imkanlarının kamusal alanı genişlettiğini belirten Keskin, vatandaşların demokratik müzakere süreçlerine doğrudan katılımının kolaylaştığını söyledi.
Keskin, bu gelişmelerin olumlu yönlerinin yanı sıra dezenformasyon, algoritmaların yönlendirdiği yankı odaları, siber tehditler ve dijital denetim eksiklikleri gibi önemli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkati çekti.
Hakikat ötesi dönemde siyasi aktörlerin itibar yönetimi ve kamuoyunun sağlıklı karar alma süreçleri, bilgi kirliliği ile manipülasyon karşısında ciddi bir sınav veriyor.
Siyasal iletişim çalışmalarının etkili biçimde yürütülmesi için koordinasyon, ölçümleme ve verinin vazgeçilmez olduğunu belirten Keskin, veriyi modern dönemin petrolü olarak nitelendirdi.
Yapay Zeka ve Yeni Medya Türkiye’nin İtibarına Katkı Sunacak
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Kamu Diplomasisi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Oğuz Güner, Kamu Diplomasisi Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda kamu kurumları ile sivil inisiyatifler arasında güçlü bir işbirliği mekanizması kurulmasına yönelik tavsiye kararı aldıklarını açıkladı.
Kamu diplomasisinin yalnızca dış dünyaya yansıtılan genel bir imaj olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güner, hedef kitlelerde daha dinamik ve kalıcı bir etki oluşturan algı kavramının merkeze alınması gerektiğini söyledi.
Kamu kurumlarının farklı hedef kitlelere yönelik çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Güner, bu yaklaşımın açık biçimde ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
Çalışma grubunun yapay zeka ve yeni medya teknolojilerini de değerlendirdiğini aktaran Güner, bu araçların Türkiye’nin uluslararası imajına ve itibarına katkı sağlayacak en önemli aktör ve enstrümanlar arasında görüldüğünü bildirdi.
Medya, Habercilik ve Yayıncılık
İkinci oturumda yayıncılığın geleceği, haber doğrulama süreçleri, vatandaş gazeteciliği, yerel medyanın sorunları ve dezenformasyonla mücadele başlıkları görüşüldü.
Yayıncılığın Geleceği İçin 12 Ana Başlık Belirlendi
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeni Yaklaşımlar Çalışma Grubu adına yaptığı konuşmada sektörde karşılaşılan sorunlara ilişkin çözüm önerilerini paylaştı.
Çalışma grubunun radyo ve televizyon yayıncılığının geleceğine yönelik 12 ana konu başlığı belirlediğini açıklayan Türk, görüşmelerde sektörün geleceğini doğrudan etkileyen stratejik alanların değerlendirildiğini ifade etti.
Yayıncılıkta Öne Çıkan Stratejik Başlıklar
- Kamu yararı,
- Etik ilkeler,
- Kültürel değerlerin korunması,
- Telif hakları,
- Dijital egemenlik,
- Medya okuryazarlığı,
- Yayıncılık sektörünün geleceği.
Habercilere Güvenli Kaynaklardan Teyit Çağrısı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya Koordinatörü Osman Küçükdalak, Haber Üretimi ve Vatandaş Gazeteciliği Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda haberlerin kitle iletişim araçları üzerinden topluma çok hızlı biçimde ulaştırıldığını söyledi.
Bu süreçte kullanılan iletişim araçlarının güvenilirlik ve tarafsızlık ilkelerine ne ölçüde bağlı kaldığının tartışıldığını aktaran Küçükdalak, toplumun doğru bilgilendirilmesi için habercilerin bilgileri güvenli kaynaklardan teyit etmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.
“Habercilerin bilgileri güvenli kaynaklardan teyit etmesi gereklidir.”
Geleneksel kitle iletişim araçlarının karşılaştığı en önemli sorunlardan birinin hız olduğunu dile getiren Küçükdalak, dijital platformlar ve sosyal medyanın haber yayma hızının geleneksel medyadan daha yüksek olduğunu belirtti.
Türkiye’deki habercilik pratiğinin hızlı haber üretimine yoğunlaştığını kaydeden Küçükdalak, bu hızın çoğu zaman doğrulama süreçlerinin atlanmasına yol açabildiğini söyledi.
Buna rağmen profesyonel gazeteciler tarafından hazırlanan ve belirli kaynaklarla teyit edilen haberlerin, sosyal medyada kaynağı belli olmadan yayımlanan içeriklere göre daha güvenilir olduğunu ifade etti.
Yerel Medya Kuruluşlarına Destek ve Teşvik Önerisi
Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalışma Grubu adına konuşan Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş, yeni medya çağında olunmasına rağmen basılı gazetelerin halen en güvenilir iletişim mecrası olduğunu söyledi.
Yerel medya kuruluşlarının maddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Kızıltaş, bu kuruluşlara destek ve teşvik sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Medya Okuryazarlığı Tüm Yaş Gruplarına Öğretilmeli
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Medya ve Dezenformasyon Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda medya okuryazarlığının tüm yaş gruplarına zorunlu ve güncel biçimde öğretilmesi gerektiğini belirtti.
Dezenformasyonla Mücadele İçin Öneriler
- Medya okuryazarlığının tüm yaş gruplarına güncel ve zorunlu olarak öğretilmesi,
- Bağımsız doğrulama platformlarının yaygınlaştırılması,
- Güvenilirlik sertifikalarının daha geniş biçimde kullanılması,
- İfade özgürlüğü korunarak şeffaf ve caydırıcı yaptırımlar uygulanması,
- Hızlı doğrulama ve veri izleme sistemlerinin güçlendirilmesi,
- Ailelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin sürece aktif biçimde dahil edilmesi,
- Kamu ve özel sektör kuruluşları arasında güçlü işbirliği kurulması,
- Kriz dönemlerinde bilgi kirliliğini engelleyecek dijital kriz yönetimi sistemlerinin geliştirilmesi,
- Ulusal ve uluslararası düzeyde doğrulama mekanizmalarının oluşturulması.
Şurada Öne Çıkan Ortak Mesaj
İletişimin hızla dijitalleştiği yeni dönemde güvenilir bilgi, güçlü veri yönetimi, doğru hedef kitle analizi, kurumlar arası işbirliği ve medya okuryazarlığı; hem kamu iletişiminin hem de haberciliğin geleceği açısından temel unsurlar olarak öne çıktı.
2. İletişim Şurası’nın ikinci günündeki panel programı, farklı çalışma gruplarının rapor ve önerilerinin paylaşıldığı oturumlarla devam etti.


Yorum Yazın